• Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Siyah Instagram Simge
  • Black YouTube Icon

PAPADOPULOS APARTMANI

THE PAPADOPOULOS APARTMENTS

1907 yılında Galata Kulesi’nin eteklerinde inşa edilmiş, art nouveau tarzıyla göze çarpan, yüzyılı aşkın bir süredir tarihe tanık olmuş ve zamanın tüm acımasızlığına inat ayakta durmayı başaran Papadopulos Apartmanı... 
Altar Kaplan, bizleri Galata’da, farklı olduğu kadar da tanıdık bir dünyaya davet ediyor. Papadopulos Apartmanı’nda, renkli kişilikleri ve göndermeleriyle günümüz insanını, yaşadıklarını, özellikle de toplumun bireyler üzerindeki yansımalarını biraz alaycı, ama bir o kadar gerçekçi şekilde dile getiriyor. Bu kendine özgü binanın tarihiyle Cumhuriyet tarihine paralel bir patika açan Kaplan’dan keyifli bir okuma...

The Papadopulos Apartment built in 1907 in the skirts of the Galata Tower, witnessing the art nouveau style, a wonder of love, a century of love, and succeeding in standing on the brutality of all time ...

Altar Kaplan invites us to a familiar world in Galata. In Papadopulos Apartment, with colorful personalities and sentiments, he expresses today's people a little bit of a cynical, yet realistic reflection of their experiences, especially their reflection on society.A pleasant reading from Kaplan, who opened a path parallel to the history of the Republic with the history of this unique building ...

"PAPADOPULOS APARTMANI" HAKKINDA

 

Papadopulos Apartmanı, postmodern roman sınıflamasına girebilir.

 

Yeni roman akımının teorisyenlerinden, Jean Ricardou’nun; “roman artık bir serüvenin yazısı değil, bir yazının serüvenidir” sözü bence bu romanı en güzel betimleyen cümledir.

Yine de, Wilde’ın Gide’e söylediği “gerçek dünya üzerinde konuşmak gerekmez, sanatın dünyası hakkında konuşulmazsa o dünya var olmaz” sözünden hareketle roman hakkında bazı temel noktalara değinmek yerinde olur sanırım:

Bu romanın; bazı yazarlardan çeşitli atıflar üzerinden; Baudelaire’dan hareketle, “bir başı sonu olmaması, sayısız bağlantının rastlaşması ile oluşan bütünlüğün aslında bölünebilir parçalarda da kendi başına var olabileceği”, Calvino’nun “bir nesne bir amaç üzerinde toplanmayan bir kitap olması” ya da Montaigne gibi “bir yere varmaktansa yolda olmayı seven” bir tarzda yazılması ya da Sterne’nin söylediği gibi “bir sonraki sayfada ne yazılacağı tahmin edilemeyen bir kurguya” sahip olması yönüyle akıcı olduğunu; kaçınılmaz şekilde; iletişimsizliğe, entelektüel özentiliğe vurgu ve tipik küçük burjuva konformist hayatının rahatsız ediciliğine değinmek için mecburen didaktik öğeler barındırması nedeniyle ise kimi zaman zorlayıcı olduğunu düşünüyorum.

Romanda yaratılan atmosferin ise adeta, Andreas Gursky’nin “99 Cent II Diptychon” ve “Rhein II” isimli fotoğraflarının arasında gidip geldiğini görüyorum. Durgun, sade, dolayımsız “Rhein II” ve hareketli, karmaşık, dolaylı “99 Cent II Diptychon”… Bu gerilimin ise Borges’in tanımlamasından hareketle, “romanda samimi bir atmosfer” yarattığı kanaatindeyim...

Romandaki ana karakter, temelinde hem ruhen hem bedenen “gezen” bir adamdır; Cervantes’in Don Kişot’u, Gogol’ün Çiçikov’u gibi... Fakat onların aksine temas etmekten, değmekten çekinir, bir akademisyen misali teğet geçer çoğu zaman. Modern yolların, otobanların büyük şehirlerin içinde geçerken küçük şehirlerin etrafından dolaşması gibi o da bazılarına yakınlaşmaya çalışırken bazılarından beri durmaya uğraşır… Adeta gizliden gizliye çevresine, “kendini onaylatmak için yaşar.”

 

Diğer taraftan ana karakter, hastalığını yenmeye çalışan, “yaşamın kendisini değil kurallarını sürdürmeye boyun eğen” modern bireydir. Buna çabalarken de, kendisine rağmen, öğretilmiş bir mutluluk peşinde koşmaktadır. Bütün dertleri aslında, “kıstırıldığı yerden yırtmaya” çalışırken “odasında, evinde kalmayı bilmemesinden” kaynaklanmaktadır. Mutsuzluğu ve hatta ailesinin mutsuzluğu ise Tolstoy’unda belirttiği gibi “kendine özgüdür”. “İlginin ve umudun terk ettiği bir yaşama kavuşuncaya, acelesi kalmayıp, yaşamın kıyısına konuşlanıp rahatlayıncaya” kadar da “kendisinden başka herkes olmaya” devam eder. Sonunda öylesine gezecek kadar “aylak” bir adamdır o...

Sizin de takdir edeceğiniz üzere “tamamen yaşamın kendisi olsa” bu romanı yazamazdım fakat kendi hayatımdan başka bir şey yazdığımı da söyleyemem. Kesin olarak “yaşamı değil üzerine bir hikaye yazdım” diyebilirim…

apartman ön cephe, güneydoğu yönü

apartman ön cephe, güneydoğu yönü

apartman giriş kapısı,güneydoğu yönü

apartman giriş kapısı,güneydoğu yönü

apartman ön cephe, güneydoğu yönü

apartman ön cephe, güneydoğu yönü

apartman giriş

apartman giriş

apartman arka teras,  batı yönü

apartman arka teras, batı yönü

apartman ön teras, güney yönü

apartman ön teras, güney yönü

apartman yan cephe, kuzeydoğu yönü

apartman yan cephe, kuzeydoğu yönü

apartman yan cephe, kuzeydoğu yönü

apartman yan cephe, kuzeydoğu yönü

apartman yan cephe, doğu yönü

apartman yan cephe, doğu yönü

apartman arka cephe, kuzeybatı yönü

apartman arka cephe, kuzeybatı yönü

apartman merdiven boşluğu

apartman merdiven boşluğu

müştemilat

müştemilat

ABOUT "THE PAPADOPOULOS APARTMENTS"

 

Papadopoulos Apartment, may enter to type of the postmodern  novel classification.

 

The theoreticians of the new novel stream, Jean Ricardou; ‘The novel is no longer the writing of the adventure, it is the adventure of writing’ I think this quote describes the novel in the first rank. This sentence is used on the cover of which is already adapted.

 

Nevertheless, Wilde said to Gide, “You do not need to talk in the real world, If we do not talk about the world of the art, the world does not exist anymore. ‘Deriving from the quote, I think it would be useful to mention some key points about this novel:

In this novel, through various references from some authors, from Baudelaire; this novel; ‘‘ a lack of beginning and end, Coinciding of numerous connections formed by the integrity actually exist on it’s own where the components split in parts.’’ Calvino “The book is an object that are not collected on a purpose”, or like Montaigne, “who loves to be on the road than to arrive” be written in a style or Sterne said: “what is unpredictable on the next page to write fiction” from the perspective that it is very smooth to the reader; inevitably; much for a dialogue, emphasis on typical of the petty-bourgeois conformist intellectual and dealing to disturbed imitated life necessarily contain didactic elements to refer to, however, sometimes hard for the reader I think.

I could tell it was going between photographs named Andreas Gursky’s “99 cent II Diptychon” and “Rhein II” in the atmosphere created in the novel. Still, simple, immediate “Rhein II” and a vibrant, complex, indirect “99 cent II Diptychon”… I believe that this tension motivated by the definition of Borges, “an intimate atmosphere in the novel”

If we come to the main character in the novel, this character is on the basis of both spiritually and physically “roving”, Cervantes’s Don Quixote, like Gogol’s Cicikov, but unlike them hesitate touching, and touching tangent like a scholar and timid most of the time. It’ like wandering around the little towns rather than modern roads and highways of the major cities, while some try to stay away from trying to get closer to some of them…

On the other hand, the main character, trying to overcome his illness, he is a modern individual submissive to the rules of life rather than itself. Trying, in spite of him, following around pursuit of happiness that was taught. All his troubles, actually in the room while trying to get out of the place where it is trapped, he was not able to stay in the house. Even his unhappiness and unhappiness of his family, Tolstoy pointed out as “unique”. He ends up with a life that left behind your interest and hope and left in a hurry, but was deployed him to the shore of life until relieved everyone else and will continue to be. Finally strolled casually as a “Vagrant”

You also appreciate life itself even though I couldn’t completely write this novel, but I can’t tell you from my own life that I’ve written something else. Not exactly… I can say I wrote a story on life.

 
1/4