• Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Siyah Instagram Simge
  • Black YouTube Icon
A9254D2D-6CD9-4696-9A55-DA1AE6CC50EF
782D66E2-BB5C-4D09-9020-13A34FD987F0
765D02F3-5AD2-4FE0-B979-8E0AD152A20E
A685FC20-855A-40B8-9326-DB186BBB1E7B

Edebiyat hakkında…

Bu konuda konuşmaya başlamadan önce sanırım, benim yazımım da mihenk taşı olan temel bir noktaya değinmem gerekiyor ki okuyanlara kolaylık olsun. Ben edebiyata; aslında fotoğraf, sinema, resim vs gibi diğer sanatlara yaklaşımımda da aynı durum geçerli, Marx’ın felsefecileri eleştirirken kullandığı “dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir,” sözü bağlamında yaklaşmaktayım. Sözün özü edebiyatın bir dönüştürücü gücü olduğuna ve bünyesinde diğer sanatlardan daha etkin mücadele imkânları barındırdığına inanıyorum. Bu açıdan bakıldığında üslup ve kurgu açısından birbirlerinden tamamen farklı olsalar da Papadopulos Apartmanı’nda olduğu gibi diğer iki romanımda; Aloda ve Halifeler Köyü’nde de aynı kaygıyı güttüğümü rahatlıkla söyleyebilirim.

Gelelim Türkiye özelinde edebiyatın günümüzdeki durumuna. Juan Ramon Jimenez’in çok güzel bir sözü vardır; “sana çizgili bir kâğıt verirlerse sen öteki türlü yaz,” diye. Maalesef Türkiye’de üretilen edebi ürünler ekseriyetle tam bunun tersi bir mecrada yol almakta. Ve bu durum giderek artan bir ivmeyle devam etmekte. Daha açık bir ifadeyle edebiyat, elişinden adeta fabrikasyona dönüşmüş durumda.

 

Tabiri caizse piyasa, eş dost / ahbap çavuş kapitalizmi tanımlamasına benzer şekilde , Kafka’nın duyarlılığında Coetzee’nin stiline akmaya çalışan; Camus’un bedeninde Hegel gibi düşünmeye uğraşan; ay ışığında Shakespeare olmaya çabalayan fakat anlatılmamış bir hikâyenin ağırlığını taşımanın keyfini hiçbir zaman tatmamış yazarlarca üretilen, dolayısıyla altında görünürde anlattığından başka şey yatmayan romanlarla dolu. Bu aynı spekülasyon saiki ile para tutmak gibi bir şey…

Orhan Pamuk, “Her yerde olduğu gibi Türkiye’de de yazar küçük burjuvadır. Ama Batı’daki benzerlerinden daha yalnız olduğu kesin. Devletin sevgisizliği bu yalnızlığı arttırıyor,” der. Küçük bir burjuva olmasam da naçizane benim de katıldığım bir tespit bu. Özelikle Türkiye’nin mevcut sosyo-kültürel ve ekonomik durumu düşünülünce Pamuk’un bu yerinde tespitine katılmamak da mümkün değil.

Ben kendi adıma onun bu tespitine mevcut konjonktürden bağımsız olarak şunu ekleyebilirim; edebiyat her şeyden önce diğer her şey gibi bir sınıf meselesi. Belki de diğer sanat türlerinden daha da çok. Çoğu zaman zenginlerin birbirlerini eğlendirmeleri için kendi aralarında oynadıkları bir zar oyunu; bir tatmin vasıtası, bir fantezi ürünü… Fakat şu da bir gerçek ki hakiki yazarlar da zenginlerin cüzdanlarındaki parayı ancak edebiyat vasıtasıyla alabiliyorlar. Bence edebiyatın tek gerçek tarafı da işte bu… Geri kalanı da ölümün unuttuğu ünlü insanlar olmaya çalışmak için kullanılan bir imkân.

About literature…

Before I started to express my views on this subject I think I have to mention about a fundamental point, which is my touchstone on my post. I am approaching literature and other arts such as photography, cinema and painting in the context of Marx’ words. He criticized philosophers in his words “it’s not enough to understand the world, need to change it,” I believe that literature has the transformative power and contains more effective fighting facilities within the body. From this perspective, even through they were completely different from each other in terms of style and fiction. I had the same concern in Papadopoulos Apartment and my other two novels The Village of Caliphs and Aloda.

Let’s talk about the state of literature in the context of Turkey. There’s a very nice quote from Juan Ramon Jimenez: ‘‘ If they give you a striped paper, then you write the other way. ‘‘ Unfortunately, the literary products that produced in Turkey are usually progressing in the exact opposite direction. And this situation continues with growing acceleration. In other words, literature become almost a fabrication rather than manual labour.

Unfortunately, in this market, it’s operated as described as crony capitalism; in the style of Kafka’s sensitivity flowing to style of Coetzee; to think like Hegel engaged in the body of Camus; try to be Shakespeare in the light of the moon, but they never enjoyed carrying the weight of an untold story, hence the novel is told than anything else in sight that didn’t fit.

Orhan Pamuk mentioned that ‘ Author is a small bourgeois in Turkey as well as in everywhere. But is sure is more alone than counterparts in the West.’ ‘Government’s lack of love increases the loneliness, he says. I’m not a petty bourgeois, I attended my humble assessment. Especially considering Turkey’s current socio-cultural and economic situation, it is not possible to disagree with considering Pamuk’s determination.

From my point of view as independent of the current situation, literature is a matter of class like everything else, perhaps more than other types of art. Most of the time rich people entertain each other among themselves like a dice game that is played; an instrument of satisfaction is the product of a fantasy. But the truth is real writers can get the money in the wallets of rich through literature. I think this is the only real part of the literature…the rest is a way for people who forgot to death trying to be famous.